Basından

Gülsüm Ana'nın Yeri

Bayramdı tatildi derken hengâmeli bir süreci daha geride bıraktık. Az değil 9 günlük bir tatildi maşallah! Bunun öncesi sonrası derken nereden baksanız 15 günü bulan bir süreç. Bu uzunca zamanı, herkes kendine uygun gelen koşulları yaratarak değerlendirdi. Kimi, ikiye üçe bölüp farklı çoğaltmalarla pek çok işi bir arada kotardı, kimi de uzun tatili fırsat bilip yurt içi ve yurt dışı gezilerine birkaç işaretlenecek yer daha ilave etti! Kimileri de yoğun iş temposundan uzaklaşmayı fırsat bilip sakince köşelerde bol bol dinlendi. Bütün güruhun topluca tatilde olduğu dönemler öncesinde listeler halinde nerede ne yapmalı babından yazılar yazmayı pek sevmiyorum. Gazeteler bu işi bir şekilde hallediyor, o yüzden bu tür klişe önerilere hiç elim varmıyor. Dilimin ucuna gelse de elime vuruyorum dur hele zamanı değil diye! Neyse, tatil curcunası bittiğine göre, akıllı uslu anlatılacaklara kaldığımız yerden devam edebiliriz demektir… Bilenler bilir, Foça’nın bir Emine Bacı’sı vardır yıllardır yaza yaza bitiremediğim ve cümle alêmi başına tebellaş ettiğim! Onun hakkında yazdıklarım en başta Cumhuriyet Gazetesi olmak üzere pek çok yerde yayınlanmıştı. Çok çalışkan olduğu için “Bacı Karınca” diye de isim takmıştım ilk tanıdığımda… Sonraları televizyoncular da dadandıydı Emine Bacı’ya. Meşhur ve marka olmuştu bizim Emine Bacı, işini ilerletip yanında köy kadınlarını da çalıştırmaya başlayınca inşallah o kendine özgülüğünü bozmaz diye iç geçirmiştim. Neyse ki, gözlemelerinin eski lezzetinde olduğuna sıkça tanığım, Foça’ya yolu düşenlere göğsümü gere gere hâlâ önermeye devam ediyorum…

Gezip dolaştığım farklı yerlerdeki diğer Emine Bacı’ları da keşfetmek hoşuma gidiyor. Pek çoğu benden önce çoktan keşfedilmiş elinden lezzet damlayan başka bacılar, anneler, kız kardeş ve teyzeler… İlla ki de kadın eli lezzetleri!

Aaa satırlarıma başlarken sözün bu noktaya geleceğini düşünmemiştim! Kadın eli lezzetine ne zaman geldik? Oysa bugün size Kazdağları’nın Gülsüm Ana’sından söz edecektim. Kuru fasulyesinin lezzetinden suâl olunmayan Hanlarlı Gülsüm Ana’dan...

Bir süredir aklımdaydı, yazmak için fırsatını kolladığım bir sırada bayram tatili gelip çattığı için sus pus olup ileri bir tarihe bırakmıştım. Bayram tatillerinde bu tür lezzet ustalarının yanına yöresine uğramaya gelmez pek, zaten işleri başından aşkın olur, sizinle iki satır muhabbet edecek zamanları olmaz. O yüzden ortalık sakinlemesini bekledim dersem doğru olur.

“Kadın eli” konusu önemli, daha sonra mutlaka değinmeliyim. Bütün lezzetli yemekler anne, büyükanne lezzetini hatırlatmaz mı? Bellek kayıtlarımızın ilk tadımları lezzet hanemize bizi doğurup büyütenlerce işlenir. İyi ya da kötü, orta halli veya harika yemeklerin bize göre en hası o ilk yediklerimizdir. İlk tadına baktıklarımız, o ilk alışkanlıklarımız…

Eli kolu kıllı erkek aşçıların yemeklerindeki profesyonelliklerine lâfım yok, elbet onlar da işlerini en iyi şekilde yapmaya çalışıyorlar, mutlaka bazıları çok iyi, lakin kadın elinin tadı lezzeti konusunda taraf olduğumu itiraf etmek durumundayım! Analar bacılar derken lezzetin tüten ocağı yine tüm kadınlara gelip dayanıyor işte.

Bir süredir bin pınarlı Kazdağları’ndayım. Bu bölgenin nimetlerini yaşıyor, farklı güzelliklerini tadarak soluklanıyorum. Antik İDA’nın adı aslında Kazdağı olarak geçiyor ama, kümelenmiş ardıl dağların toplamını bünyesinde barındırdığından topluca hepsine Kazdağları deniyor. Sürekli çevre gezileri yapıyorum buralarda. Bölgedeki bütün güzel renkleri ve renkli kimlikleri keşfetmek, çok önceleri keşfedilmişleri de ziyaret etmek boynumun borcu.

Edremit’in Kalkım ve Yenice yolu üzerindeki oksijen ile dolduğunuz noktalarından biri olan Hanlar bölgesini duymuşsunuzdur. Ha bir de kuru fasulyesini! Hanlar ve güveçte kurufasulyeyi birlikte duymaya başladığımda adresin Gülsüm Ana olduğunu biliyordum bilmesine de bir türlü gidip yemek kısmet olmamıştı. Sadece kuru fasulyesi değil tabi, otlu bazlamaları, karışık otlu gözlemeleri, keşkeği, saç kavurması, bulgur pilavı ve karışık bahçe sebzelerinden hazırladığı turşuları, tarhana ve eriştileriyle, köy kahvaltılarıyla uğranılması gereken lezzet molalarından biri Gülsüm Ana.

Gülsüm Ana, yaşam savaşını ellerinin ve yüreğinin gücüyle kazanan cefakâr ve cabbar bir kadın. Hanlar Bölgesindeki oksijen ve temiz suyun gücüyle çalışmaya olan inancını dağa taşa güzelim ormanlara yansıtmış. Gururla dolanıyor oluşturduğu cennetinde, bize de mutfağını ocak başını gösteriyor, kış günlerinde sıcacık bir köşe olduğu anlaşılan şömine başını, kitaplığını, kuruttuğu yerli tohumlarını gösteriyor.

Bir akşamüzeri açlığıydı bizimki, kuru fasulyeye açlık! Isırganlı bazlaması ve karışık turşusuyla güveçte kurufasulyenin tadına baktık, bir dahaki sefere gözlemeleri için de gitmek farz artık. Çam ağaçları altındaki bir bardak demli çayın huzuru mu, sormayın!
Gülsüm Ana’nın Yeri:
0541 304 98 01
0544 724 14 06 Not: Eğer giderseniz, elinizde vermeyi düşündüğünüz kitaplarınızdan götürürseniz Gülsüm Ana’yı sevindirmiş olursunuz.

Aşçı Fok
Nurdan ÇAKIR TEZGİN

  • Tweets

Please add WIDGET ID!! (Reconfigure the HG Live Social Module's settings.)